Zen çemberi...
1. Esas olan çemberin ortasındaki boşluk...Ama çemberi tanımlamak için çizdiğimiz sınır o boşluğu yaratan. Dikkat edilirse o çember çizilmediği takdirde o boşluk kağıdın geri kalanı ile aynı. Ancak çember çizildiğinde çemberin sınırladığı "alan" oluyor. Yani hepsi bir aslında ama ayrılığı yaratan biziz içerisi ile dışarısı arasında. ("Sonsuz ışık" kendisini deneyimlemek için senin aracılığınla kendisine bir çizgi çekiyor ki kendini anlamlandırabilsin -bu anlam atama ihtiyacı bilincin doğasında var, "toplam bilinç" de bundan ari değil-)
2. Yolculuğun başlangıcı ile bitişi aynı yer. Kendinsin ve kendini buluyorsun.
3. Yol bazen kayboluyor, değişiyor, siliniyor ya da belirginleşiyor. Bu, yolun içerdiği devamlı değişimin doğası gereği böyle...
4. Beyazı anlamlandırmak için siyah gerekli olduğu gibi yaşamın anlam kazanabilmesi için ölüm gerekli (ve daha milyonlarca türevi üretilebilir. İyi-kötü, negatif-pozitif vs her yerde bu ikilik var.)
5. Yolun üzerindeki hep aynı mürekkep ve fırça. Görünümü değişse de, tek bir fırça darbesi bu...Tüm değişimin içinde değişmeyen öz.
6. Vücudun ve aklın devamlı değişiyor. Ruh ise ortadaki boşluk gibi...Değişmiyor gibi ama senin değişen vücudun ve aklın, çemberin üzerine çizildiği tüm kağıdın doğasını değiştirmesi gibi ruhunu da değiştiriyor direkt olmasa da...
7. Çizgiyi çeken aslında mürekkep ya da fırça değil. Seni o yolda yürüten de sen değilsin (Herşey sensin aslında ama senin şu anda tanımladığın "sen"den ibaret değilsin)
Ertan Saygı